Türkiye, Avrupa Birliği’nden (AB) vize muafiyeti alabilmek amacıyla ağustos ayında bakanlıklar arasında başlattığı çalışmalarda ilk somut adımı attı. Vize serbestisi için tamamlanması gereken son altı kriterden biri olan “kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat” üzerinde yeni bir yazım çalışması gerçekleştirildi ve AB Komisyonu ile teknik görüşme aşamasına gelindi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıkladığı yeni stratejik yaklaşım kapsamında yürütülen çalışma, Birlik ile yıllardır durma noktasına gelen Vize Serbestisi Diyaloğu’nda uzun bir aradan sonra atılan ilk somut adım niteliğini taşıyor. Yapılacak teknik görüşmelerde Türkiye’nin kriteri karşılamak için hazırladığı düzenlemeler ele alınacak.
AB’NİN GÖZÜ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUKİ TUTARLILIKTA
Ankara’nın attığı bu adım Brüksel’de ihtiyatlı bir memnuniyetle karşılanmakla birlikte, AB yetkilileri Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun yalnızca teknik bir uyumdan ibaret olmadığını vurguluyor. Birlik, söz konusu mevzuatın Avrupa standartlarına uygun hale getirilmesini ve her şeyden önce ifade özgürlüğünü kısıtlamadan, orantılı ve ayrımcı olmayan bir şekilde uygulanmasını şart koşuyor.
Kişisel verilere ilişkin düzenleme, aynı zamanda terörle mücadele mevzuatı ve Avrupa Polis Teşkilatı (Europol) ile operational işbirliği yapılması gibi diğer eksik kriterleri de doğrudan etkiliyor. AB yetkilileri; kolluk birimlerinin karıştığı vakalarda şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve kişisel veri haklarının uygulanmasındaki eksikliklerin yanı sıra Kişisel Verileri Koruma Kurumunun bağımsızlığının da süreçte belirleyici olduğunu belirtiyor.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE AĞIR DARBE
Türkiye, vize muafiyetinin önündeki engelleri kaldırmak adına mevzuat değişikliği hazırlığı yaparken, iç gündemde yaşanan gelişmeler AB’nin süreçte en çok üzerinde durduğu ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleriyle tezat bir tablo ortaya çıkarıyor.
Sabahın erken saatlerinde polis ekipleri Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına baskın düzenledi. Baskının ardından kanala kayyım atanırken, televizyon yayını tamamen durduruldu. Çalışanların binaya girmesine izin verilmezken, alan trafiğe kapatıldı. Halk TV Programcısı Deniz Bayramoğlu, Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın kayyım heyeti başkanı ile yayının sürdürülmesi yönünde yaptığı görüşmenin sonuçsuz kaldığını duyurdu.
‘DİKTATÖRLERİN YAPACAĞI İŞ’
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, mahkemenin “mutlak butlan” kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’na göndermede bulunarak, “Butlan lideri Kılıçdaroğlu ve ekibi mutlu olabilir. Polis Halk TV’de” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, daha önce katıldığı bir yayında Halk TV’yi hedef alarak kanalı “24 saat yalan haber yapmakla” suçlamış ve RTÜK’e şikâyet ettiklerini açıklamıştı.
Baskına ve kayyım kararına sert tepki gösteren YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise yaptığı açıklamada, “Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyum atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir” dedi. Özel, ekonomik kriz ve adalet sorunlarının gündemde olduğu bir dönemde gerçekleşen bu müdahalenin basın özgürlüğüne ve millet iradesine yönelik açık bir baskı olduğunu ifade ederek Halk TV çalışanlarıyla dayanışma içinde olduklarını vurguladı.
VİZE SERBESTİSİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
AB ile 2013 yılında başlatılan süreçte Türkiye, 72 kriterin 66’sını karşılamış ancak aradan geçen yıllara rağmen kalan 6 kriterde ilerleme kaydedilememişti. Terörle mücadele yasası, GRECO önerileri, adli işbirliği, Geri Kabul Anlaşması, Europol işbirliği ve kişisel verilerin korunması mevzuatından oluşan bu 6 kriterin tamamlanması beklenirken, sahadaki baskı uygulamaları Brüksel’in soru işaretlerini derinleştiriyor.
Türkiye’nin kişisel veriler konusunda atacağı yasal adımlar teknik düzeyde bir ilerleme sağlasa da, ekranların karartıldığı, basın kurumlarına kayyım atandığı ve yargısal süreçlerin siyasi tartışmaların odağında yer aldığı bir ortamda; ifade özgürlüğü ve hukuki güvenceler alanındaki bu derin eksiklikler, vize muafiyeti sürecinin önündeki en büyük ve temel engel olarak varlığını koruyor.